Kamulaştırmasız El Atmada Teminat Muafiyeti: AYM’nin 2026 İptal Kararı
Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminata hak kazanan taşınmaz malikleri açısından, mahkeme kararının uygulanması da davanın kendisi kadar önemlidir. Anayasa Mahkemesi, 13 Mayıs 2026 tarihli kararıyla, bu davalardan doğan icra takiplerinde idareye tanınan özel teminat muafiyetini Anayasa’ya aykırı buldu. Kararın kapsamı ve icra dosyalarına etkisi aşağıda soru-cevap biçiminde ele alınmıştır.
Karar künyesi
- Mahkeme: Anayasa Mahkemesi
- Esas / Karar: E.2026/24 – K.2026/106
- Karar tarihi: 13 Mayıs 2026
- Resmî Gazete: 7 Ağustos 2026, sayı 33333
- Başvuran mahkeme: Bursa 4. İcra Hukuk Mahkemesi
- İncelenen hüküm: 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, ek madde 4/2
AYM kararının tamamını ve karşıoy gerekçesini resmî kaynaktan okuyun →
1. Kamulaştırmasız el atma neden ayrı değerlendirilir?
İdarenin özel mülkiyetteki bir taşınmazı kamu hizmeti için kullanması, kural olarak kamulaştırma usulünün ve mülkiyet hakkına ilişkin güvencelerin yerine getirilmesini gerektirir. Bu usul izlenmeden taşınmaza müdahale edilmesi, kamulaştırmasız el atma uyuşmazlıklarına yol açabilir. Fiilî kullanım ile hukuki kısıtlama niteliğindeki müdahalelerin koşulları ve başvuru yolları ayrıca değerlendirilmelidir.
AYM’nin bu kararındaki temel mesele, taşınmazın değerinin nasıl hesaplanacağı değil; tazminata hükmedildikten sonra alacağın tahsilinin teminat alınmadan ertelenebilmesidir. Mahkeme, hukuka aykırı müdahaleye uğrayan kişinin bir de bedeli elde edebilmek için uzun süre beklemek zorunda kalmasının yarattığı yükü incelemiştir.
2. Hangi düzenleme iptal edildi?
2942 sayılı Kanun’un ek 4. maddesinin ikinci fıkrası, bu Kanun uyarınca yürütülen icra takiplerinde idarenin İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesine dayanarak icranın geri bırakılmasını istemesi durumunda teminat göstermesini zorunlu tutmuyordu.
AYM, hükmü “kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları” yönünden iptal etti. Dolayısıyla karar, ek 4. maddenin tamamının kaldırılması veya kamulaştırmayla ilgili bütün uyuşmazlıklar için aynı sonucun doğması şeklinde okunmamalıdır. İncelemenin sınırı, kararın hüküm bölümünde açıkça belirtilmiştir.
3. İptalin gerekçesi nedir?
Mahkeme, kamu kaynaklarının korunmasını meşru bir amaç olarak kabul etmekle birlikte, bu amaçla taşınmaz malikine yüklenen külfet arasında adil bir denge kurulması gerektiğini vurguladı. Kararın 38–41. paragraflarında öne çıkan değerlendirmeler üç başlıkta toplanabilir:
- Karar almak tek başına yeterli değildir: Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin giderilmesi için hükmedilen bedelin hak sahibine ödenmesi gerekir.
- Gecikme mevcut mağduriyeti ağırlaştırır: Malik, taşınmazından yararlanamadığı gibi tazminatına, yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine ulaşmakta da gecikebilir.
- Bedelin gerçek değeri korunmalıdır: Ödeme beklenirken oluşabilecek değer kaybına karşı yeterli güvencelerin bulunmaması, kişi üzerindeki yükü artırır.
Bu nedenlerle düzenleme, Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı bulunmuştur. İptal kararı oyçokluğuyla verilmiştir. Karşıoyda ise teminat muafiyetinin geçici bir usul kuralı olduğu ve kamu kaynaklarının korunmasına hizmet ettiği savunulmuştur.
4. Artık her kamu idaresi mutlaka teminat mı gösterecek?
Bu sonuç otomatik olarak çıkarılamaz. Kararla, ek 4/2’deki özel muafiyet belirtilen dava grubu bakımından kaldırılmıştır. Ancak İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesinin ikinci fıkrasında, borçlunun Devlet veya adli yardımdan yararlanan bir kimse olması hâlindeki teminat istisnası ayrıca düzenlenmektedir; bu hüküm söz konusu kararla iptal edilmemiştir.
Bu nedenle borçlu idarenin hukuki niteliği ve varsa diğer özel hükümler incelenmelidir. İcranın geri bırakılması kurumu da ortadan kalkmış değildir. Teminat gerekip gerekmediği ile icranın geri bırakılması koşullarının oluşup oluşmadığı ayrı değerlendirmelerdir.
5. Karar ne zaman uygulanmaya başladı?
Karar 7 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış, hüküm bölümünde yürürlüğe giriş için ileri bir tarih belirlenmemiştir. Bu nedenle iptal hükmü yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Ancak bundan, daha önce verilmiş bütün icranın geri bırakılması kararlarının kendiliğinden ortadan kalktığı veya her dosyada derhâl tahsilat yapılacağı sonucu çıkmaz. Devam eden takipte hangi talebin ileri sürülebileceği; dosyanın aşaması, mevcut kararlar ve borçlunun tabi olduğu hükümler birlikte incelenerek belirlenir.
6. İcra dosyasında hangi belgeler değerlendirilmelidir?
Kararın somut uyuşmazlığa etkisini değerlendirmek için özellikle şu belgelerin birlikte incelenmesi yararlıdır:
- Tazminata ilişkin gerekçeli karar ve kanun yolu başvuruları.
- İcra takibi, ödeme belgeleri ve idareye yapılan bildirimler.
- İcranın geri bırakılması talebi ve varsa bu konuda verilmiş karar.
- Teminat veya muafiyet iddiasının dayanağı ile borçlu idarenin hukuki statüsü.
Eskişehir’de veya başka bir yerde bulunan taşınmaza ilişkin uyuşmazlıkta da değerlendirme, yalnızca kararın başlığına göre değil, somut dosyanın özelliklerine göre yapılmalıdır.
Kararın tam metni ve kaynaklar
- Anayasa Mahkemesi: E.2026/24, K.2026/106, 13.05.2026 — tam karar ve karşıoy. Özellikle §§ 5, 8, 30, 38–42 ve hüküm bölümü.
- Kült Avukatlık: Kamulaştırmasız El Atmada Teminatsız İcra Erteleme Dönemi Bitti: AYM İptal Kararı (2026) — konuya ilişkin kaynak yazı, 7 Ağustos 2026.
Bu yazı, AYM’nin resmî karar metni esas alınarak özgün biçimde hazırlanmış genel hukuki bilgilendirmedir. Değerlendirme tarihi: 17 Eylül 2026. Somut dosyadaki haklar, süreler ve başvuru yolları ayrıca incelenmelidir.
