Süresiz Nafaka Resmî Olarak Kaldırıldı mı? AYM’nin 2026/131 Sayılı Kararı
30 Eylül 2026 tarihli hukuki bilgilendirme. Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.
Önemli ayrım: İptal kararı verilmiş ve yayımlanmış olmakla birlikte iptal hükmü bugün yürürlüğe girmedi. Mahkeme, yürürlüğü Resmî Gazete’de yayımdan itibaren dokuz ay erteledi. Kararda belirlenen takvime göre yürürlük tarihi 30 Haziran 2027 olacaktır. Bu nedenle “süresiz nafaka resmî olarak kaldırıldı” ifadesi, tüm nafakaların hemen sona erdiği şeklinde anlaşılırsa yanıltıcıdır.
Kararın künyesi ve resmî kaynağı
- Mahkeme: Anayasa Mahkemesi
- Esas: 2025/156
- Karar: 2026/131
- Karar tarihi: 4 Haziran 2026
- Resmî Gazete: 30 Eylül 2026, sayı 33386
- Başvuran: Antalya 12. Aile Mahkemesi
- İptal edilen hüküm: 4721 sayılı Kanun m.175/1 içindeki “süresiz olarak” ibaresi
AYM Kararlar Bilgi Bankası: kararın tam metni. Künye, gerekçe ve hüküm bölümü resmî metin üzerinden karşılaştırılmıştır.
AYM neden iptal kararı verdi?
Mahkeme, kuralın lafzı ile yerleşik yargısal yorum arasındaki belirlilik sorununu ve nafaka alacaklısı ile yükümlüsünün karşılıklı menfaatlerini değerlendirdi. Gerekçede; evliliğin süresi, tarafların yaşı ve sağlık durumu, ekonomik ve sosyal koşulları ile çalışma hayatına katılma imkânı gibi ölçütlerin önemine işaret edildi.
AYM, hiçbir ölçüt belirlenmeden kategorik olarak süresiz yükümlülük öngörülmesini Anayasa’nın 2., 5. ve 17. maddeleriyle bağdaşmaz buldu. İptal kararı oyçokluğuyla; yürürlüğün dokuz ay ertelenmesi ise oybirliğiyle verildi. Ayrıntı için kararın 19 ve 25–35. paragrafları ile hüküm bölümü birlikte okunmalıdır.
Yoksulluk nafakası tamamen kaldırıldı mı?
Hayır. İptalin konusu yoksulluk nafakası kurumunun tamamı veya 175. maddenin bütünü değildir. Karar yalnızca belirtilen ibareye ilişkindir. Ayrıca AYM, 31. paragrafta bazı durumlarda koşullara bağlı olarak yaşam boyunca nafakaya imkân tanınmasının da taraflar arasında adil denge kurulmasının sonucu olabileceğini belirtmiştir. Dolayısıyla karar, her olay için aynı kesin azami nafaka süresini getirmemektedir.
Somut olayın özelliklerine göre süre belirlenebilmesi ve istisnaların açık, öngörülebilir ölçütlerle düzenlenmesi gerekçenin temel noktalarındandır. Yeni düzenlemenin içeriği kesinleşmeden “nafaka en fazla üç yıl/beş yıl ödenir” gibi bir sonuç çıkarılamaz.
Mevcut nafaka ödemeleri kendiliğinden sona erer mi?
Bu karar, mevcut nafaka ilamlarını topluca ortadan kaldıran bir hüküm içermiyor. Yayımlandığı gün nafaka ödemesini kesme sonucu doğurmuyor. Kesinleşmiş kararlar, devam eden davalar ve gelecekte yapılabilecek kanuni düzenlemeler ayrı değerlendirilmelidir. İptal kararından hareketle mevcut bir ilam kapsamındaki ödemenin tek taraflı kesilebileceği varsayılmamalıdır.
Kararın 12–13. paragraflarında da açıklandığı üzere TMK m.176; irat biçimindeki nafakanın sona ermesi, mahkemece kaldırılması, artırılması ve azaltılması bakımından farklı şartlar içerir. Yeniden evlenme, ölüm, yoksulluğun ortadan kalkması veya mali koşullardaki değişiklik aynı hukuki sonuca ve aynı usule tabi değildir. Her dosyada nafaka türü, karar metni ve ileri sürülen sebep incelenmelidir.
Çocuk için ödenen iştirak nafakası da bu kararın kapsamında mı?
Kararın denetim konusu boşanma sonrası eş için yoksulluk nafakasını düzenleyen TMK m.175/1’deki ibaredir. Çocuk için iştirak nafakasının veya boşanma sürecindeki tedbir nafakasının bu kararla bütünüyle kaldırıldığı söylenemez. Nafaka türlerinin hukuki dayanakları birbirinden ayrılmalıdır.
Başvuru süresi ve görevli mahkeme bakımından ne değişti?
Kararda belirtilen dokuz ay, kişilere tanınmış bir dava açma süresi değil, iptal hükmünün yürürlüğünün ertelenmesidir. Bu karar her nafaka borçlusu veya alacaklısı için otomatik bir başvuru zorunluluğu oluşturmaz. Yoksulluk nafakası uyuşmazlıklarında aile mahkemesi çerçevesindeki adli yargı yolu değerlendirilir; idari dava veya idari yargıda yürütmenin durdurulması yolu söz konusu değildir. Yetki, talebin türü ve uygulanacak usul somut dosyaya göre belirlenmelidir.
Sonuç
AYM’nin E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararı, yoksulluk nafakasının süresine ilişkin önemli bir iptal kararıdır. Ancak kararın yayımlanması ile iptal hükmünün yürürlüğe girmesi farklı tarihlerdedir. Mevcut ödemelerin durumu ve yeni süre rejimi değerlendirilirken dokuz aylık erteleme, olası yasal düzenlemeler ve somut nafaka kararı birlikte ele alınmalıdır.
İlgili içerikler
- Aile hukuku dâhil faaliyet alanları
- Anlaşmalı boşanma protokolüne ilişkin arşiv yazısı — eski tarihli içeriğin güncelliği ayrıca değerlendirilmelidir.
- Diğer hukuki bilgilendirme yazıları
Bilgilendirme notu: Bu yazı 30 Eylül 2026 itibarıyla resmî karar metni esas alınarak hazırlanmış genel hukuki bilgilendirmedir. Somut olayın koşulları, kararın kapsamı ve sonraki mevzuat değişiklikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
